Türk Tarihcilerine Göre Harem

Oryantalistler Doğu haremini çıplak kadın vücutlarıyla resmededursun, Türk tarihçiler onu oldukça farklı algılıyor.

Çağatay Uluçay eğitim yuvası olarak görüyor,

İlhan Bardakçı ahlak mektebi diyor,

Halil İnalcık kadınlar manastırı tanımlamasını getiriyor.

Bir başka tarihçi İlber Ortaylı ise çok net bir tanım ortaya koyuyor; “Harem’de önemli olan, gelen kadının en iyi şekilde yetiştirilmesi, eğitilmesi ve izdivaç yapmasıdır.”

Türk İktisat Tarihi uzmanı olan Prof. Dr. Hüseyin Özdeğer ise haremin bir atölye gibi çalıştığını ifade ediyor. Osmanlı’da daha çok varlıklı insanların haremleri olduğuna dikkat çeken Özdeğer, “Harem sahibi insanların iplik, dokuma vb. işletmeleri olurdu. Cariye ve içoğlanlar buralarda çalıştırılır, karşılığında kadı tarafından belirlenen yıllık ücretleri ödenirdi” diyor.

Özdeğer doçentlik tezi olarak Bursa ilinin 1463—1640 yılları arasındaki tereke defterlerini çıkarmış. Elde ettiği rakamlar ise oldukça çarpıcı. Toplam 3121 kişinin medeni durumları araştırılmış. 1092 evli erkekten sadece 49’unun iki, 2’sinin de üçer karısı olduğu belirlenmiş. 1041 erkek ise sadece bir kez evlenmiş. İkinci evlilikler ise daha çok kadının eşlik görevini yapamaz hale gelmesiyle ya da çocuk doğuramaması gibi nedenlerle yapılmış.

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Doğu haremlerini Batıdakinden ayıran bir özellik olarak yaşlılara gösterilen saygıyı örnek veriyor. Batılıların aksine Müslümanlar yaşlandıkları için hiçbir kadına hor gözle bakmamış, ona haremin en saygıdeğer kişisi muamelesini göstermiş. Yani yaşlılıkla birlikte kadınlar yok sayılmamış, onlardan sürekli genç kalmaları beklenmemiş.

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.