Ne Kadar Güzel – Kısa Hikaye

Evet..?  Delikanlı öylece tabloya bakıyordu. Verdiği bu sessizlik cevabı kızın zaten az olan özgüvenini parçaladı. Biliyordum, iğrenç olmuş, değil mi? Ve kız hışımla yürüyüp tabloyu kaptı. Bir türlü beceremiyorum. Sesi artık ağlamaklı olmuştu. Tüm gücüyle tabloyu fırlatıverdi ve hemen yatağına koşup yüzü-koyun ağlamaya başladı. Bu yüzden ne tablonun açık pencereden fırladığını ne de arkadaşının da tablonun peşinden atladığını fark etti. O sadece ağlamaya devam etti, ama erkek arkadaşı kendisini teselliye gelmeyince merak ile kafasını kaldırdı. Yatakta doğruldu, burnunu çekti. Tek oda olan odasına göz attı. Göz yaşlarını silerken açık pencereye gitti. Pencereden bakması ile geri düşmesi bir oldu. Gördüğü sahne ona çok fazlaydı. Halka halinde insanların ortasında, kan gölünün üstünde… Tekrardan göz yaşı dökmeye fırsat bulamadan, merdivenlere koştu.

Sokağa ulaştığında insanlar hala öylece duruyorlardı, insan halkayı zorla yararak merkeze ulaştığında arkadaşının cansız bedeni yanında diz çöktü. Histerik bir şekilde çığlık atmadan önce, cesedin elinin hemen yanındaki şeyi kenara atıverdi. Kız hiç bir şey görebilecek durumda değildi. Bu yüzden arkadaşının cesedine sarılırken çevresindeki kalabalığın azaldığını da fark etmedi.

İtiverdiği o şey ki tablosu, sokağın sonundaki merdivenlere ulaşmış ve aşağıya kayıyordu. Ve tüm kalabalıkta peşinden… Daracık merdivenlere hepsi birden girmeye çalışıyordu. Tablo usul uslu kayarken, insanlar ise düşüyor, eziliyordu.

Sonunda merdivenler bitip de tablo caddenin ortasında durunca, kendi hallerinde yol alan araçlar birden önlerine fırlayan insanları ezmemek için manevra yapmak zorunda kaldılar. Cadde kornalar, acı bağrışlar, öfkeli bağrışlar fren sesleri ve çarpışarak ezilen metalın sesi ile doldu. Bir anda tam bir kaos olmuştu ama o karmaşada insanlar bir noktada toplanıyor gibiydi. Kazaları atlatan insanlar da merakla oraya yöneliyordu. Ortadaki kalabalığa heyecan ile giren insanlar, merkeze ulaştı mı birden durgunlaşıyordu.

Kısa sürede tüm sesler kesildi, herkes gözlerini caddenin ortasında duran tabloya dikmişti. Kim bilir ne kadar süre geçti böyle ama sonunda biri konuştu: Ç..Ç..Ço..Çok güzel..! Sanki mühürü açan sihirli kelimeler edilmiş gibi tüm kalabalık canlanıverdi ve aynı anda konuşmaya başladılar. Harika! Müthiş! İnanılmaz! Mükemmel! …

Bir üst sokakta ise kızımız hala ağlıyordu, kollarında kanlı arkadaşı ve dünyanın en harika sanat eserini yaptığını bilmeden… Ama buna değer miydi?

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.