Maymun’un Kıçından Gelen Alev – Kısa Hikaye

Bir zamanlar büyük bir dağın eteklerinde mutlu halk olarak bilinen insanların yaşadığı bir kasaba vardı. Onların varlığı dünyanın geri kalanı için bir gizemdi.
Büyük bulutlar tarafından gizlenmiş şekilde burada barışçıl hayatlarını güle oynaya yaşıyorlardı.
Altlarındaki dünyada büyümekte olan taşkın şiddeten uzak, masum kalarak Maymun ismini verdikleri dağın ruhu ile uyum içinde yaşamak onlara yeterliydi.
Sonra bir gün tuhaf insanlar şehre geldi. Kamuflajlıydılar, koyu gözlüklerin arkasına gizlenmişlerdi ve kimse onları fark etmedi, sadece gölgeler gördüler çünkü öyle ki gözlerde gerçeklik olmadan mutlu halk kördür.

Uçaklardan atlayıp, deliklerde saklanın
Gün batımını bekleyin ki insanlar evlerine çekilsin
Sonra arkalarından zıplayıp kafalarından vurun
Şimdi herkes dans ediyor, ölülerin dansı
Ölülerin dansı, ölülerin dansı

Zamanla tuhaf insanlar dağın daha yüksek yerlerine ulaştı.
Ve orada hayal edilemez bir samimiyet ve güzelliğin mağarasını bulmuşlardı ki
Şans eseri tüm iyi ruhların dinlenmeye çekildiği yer üzerine tökezlediler.
Bu tuhaf insanlar mağaradaki mücevherleri her şeyden üstün tuttular.
Ve kısa sürede dağı kazmaya başladılar.
Dağın zengin damarı kendi dünyalarının karmaşasını besliyordu.

Bu arada, kasabada, mutlu halk huzursuzca uyudu.
Rüyaları, ruhlarını kazıp kavuran kabuslar tarafından işgal edildi.
Her gün insanlar uyanıp dağa bakar oldular
Neden dağ hayatlarına karanlığı sokuyordu?

Ve garip halk dağın derinliklerine doğru kazmaya devam ederken delikler görünmeye başladı.
Deliklerden Maymun’un ruhunu titreten soğuk ve acı bir rüzgar geldi.
İlk kez, mutlu halk korku nedir hissetti.
Çünkü yakında, Maymun’nun derin uykusundan ürpererek kalkacağını biliyorlardı.
Sonra birden bir ses geldi, ilk başta uzaktı ama sonra öyle muazzam bir hal aldı ki uzaydan bile duyulur oldu.

Çığlık yoktu, zaman yoktu
Maymun denilen dağ konuşmuştu
Sadece ateş vardı ve sonra
Hiçlik.

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.