İmparator İçin – Kısa Hikaye

Kulakları çınlıyor, vücudu ağrı ile sızlıyordu. Yumuşak toprağa gömülen yüzünü bile kaldırmak istemiyor, zırhı ona her zamankinden ağır geliyordu. Korkudan kaskatı kesilen elinde tuttuğu silahı ile ona bir ömür gelen sürede yatmaya devam etti.

Ama brozanın o güçlü, o tanıdık sesini duyduğunda içinde unutmuş olduğu bazı şeyler canlandı. Artık brozanın melodisi tüm o gürültüleri yararak berrak bir şekilde ona geliyordu. Korkusunu unutmuş, acısını bastırmıştı. Şimdi tüm aklını saran tek şey; çağrıya cevap vermesi gerektiği idi.

Önce elini yumuşattı ve dizlerini kırdı. Kılıcını baston gibi kullanarak ayağa kalktı. Çevresi kardeşlerinin cesetleri ile doluydu ama çok daha fazlası kılıçları önlerinde ileriye doğru koşuyorlardı.

O sırada önünde bir patlama oldu; toprak, toz ve insanlar havaya karıştılar. Savrulan toprak açılan çukura yağmur misali düşerken o duruşunu güçlendirdi, iki eliyle kılıcını sıkıca kavradı ve “İmparator için” diye bağırarak toz bulutunun içine daldı.

Tüm gücüyle koşarken önünde kara bir şekil gözüktü. Biliyordu ki o düşmandı; kendisinin sevdiği, değer verdiği her şeyden nefret eden düşman! Koşarken kılıcını hızla savurdu. Bedeni kesilen düşman yere yığılırken, nerdeyse kendisi de dengesini yitirecekti ama koşmaya devam etti.

Toz bulutunun içinde, yanında başka karaltılar daha belirdi. Biliyordu ki onlar dosttu; aynı korkulara, aynı arzulara sahip olduğu kardeşleri! Bağırdı; “İmparator için!”. Onlar da yan yana koşarken hep bir ağızdan bağırdılar “İmparator için!”.

Böylece en sonunda toz dumanının içinden çıktılar. Bitmek tükenmek bilmeyen bir güçle hala koşuyorlardı.

Artık önlerini daha rahat görebiliyordu. Hemen birkaç metre ötesinde bir başka kardeşi sırtında sancakları dalgalanırken koşuyordu.

Çevresi kalabalıktı, aslında daha iyi baktığında kendisinin kılıçları ellerinde hazır, upuzun ve kalın bir insan sırasının bir parçası olduğunu anladı. Bu dosttu! Ve düzlüğün aksi tarafına baktığında da kılıçlı-kalkanlı başka bir grubun hızla kendilerine doğru geldiğini fark etti. Bu düşmandı!

İçindeki coşkuyu daha fazla tutamadı ve “İmparator için!” diye bağırdı. Tüm sıra da onu izledi, ardı ardına “İmparator için!” çığlıkları yükseldi .

Bu gürültüye ,artık iyice yakınlaşmış olan, düşman da kendi çığlıkları ile cevap verdi.

Onların kendi dillerindeki bu bağrışları kendisine domuzların homurtusu gibi gelmişti. İçini öfke daha bir kavradı, hepsini kazığa geçirmeyi arzuladı.

İşte böyle duygularla iki ordu meydanda çarpıştı. İki düşman sıra birbirine girerken adamlar düşünmeden kılıçlarını sallıyorlardı. İlk sıradakiler anında biçilmişler, ilk sıra anında erimişti. Ardından hızla gelen diğer grupların da kılıçları birbirlerine kenetlenmiş, dans ediyorlardı.

İşte böyle bir durumda, kendisi de kılıcını salladı, ıskaladı ve rakibi tarafından vuruldu. Aklı ve kalbi hala dövüşmek istiyordu ama vücudu yere yığılırken ona sadece “İmparator için!” diye bağıracak güçü bulabildi.

O gözleri açık bir şekilde yerde yatarken, onu öldüren üzerinden atladı ve sıradaki adama kılıcını savurdu ama bu sefer kendisi vuruldu. Onun cesedi de, ilk kurbanının yanına düştü.

Ve işte böyle öldüler; doğunun yiğiti ile batının cengaveri, kanları aynı çukurda birikirken…

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.