Duvarı Aşabilmek – Kısa Hikaye

Koş! Koş..! Durmadan kendisine tekrar ediyordu. Çok korkuyordu ama korkunun onu ele geçirmesine izin veremezdi. Hemen ensesindeydiler; havlamalarını duyabiliyordu.
Karanlık  sokaklarda koşarken, tek ışık kaynağı dolunaydı. Ama keşke daha da karanlık olsaydı, belki o zaman saklanır, kurtulurdu. Yakınından gelen bir havlama hızını artırmasına sebep oldu. Hayır dedi kendisine, saklanmak bir seçenek değil, köpeklerden kaçış yok!
Tanrım, tanrım..! Nefes nefese idi. Bu maratona daha ne kadar dayanabilirdi ki..? Çıkışa ulaşmalı, tek umudu bu; çıkışı bulmak!
Ama lanet olsun; burada tüm sokaklar birbirine benziyor… Bu tabelayı daha önce görmüş müydü..?
Gözü tabelada, hala koşuyordu… BAM! N’olmuştu!? Ah, kafası! Bu kan mıydı? Duvara fena çarptığı için bir an için aklı karışmıştı ama şimdi her yerini korku sarmıştı. Dizleri üzerinde, yerde duruyor, elleri ile önündeki duvarı umutsuzca okşuyordu; sanki bir kapı bulabilecekmiş gibi…
Hemen arkasında çınlayan havlama ile hızla olduğu yerde dönüverdi. Köpeğin gözleri parlıyordu. Dehşet ile sırtını duvara yapıştırdı. Karanlıkta parlayan gözlerin sayısı arttı. Ve hırlamalar ile dişler de parıldıyordu.
Gözlerini kapatıp acısız bir ölüm diledi, gerçekleşmeyeceğini bile bile…
Gecenin olağan seslerini keskin bir çığlık böldü. Böcekler, kuşlar… çığlık süresinde sustular.
Fazlaca uzakta olmayan iki adam da bu çığlığı duymuşlardı. Arabalarını çamurlu yolun sonunda park etmiş, kaportaya yaslanmış, bekliyorlardı. Genç olan okkalı bir küfür edip “Bu da başaramadı.” diye sitem etti. Diğeri çoktan sigarasını atıp arabaya geri binmişti, seslendi: Burada işimiz kalmadı. Hadi, bir an önce gitmek istiyorum…
Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.