Dilek – Kısa Hikaye

DİLEK
Dört yol ağzında öylece oturuyordu. Kafası karışık, düşünceleri dağınıktı. Üstü perişan, yüzünde ise kurumuş kan izi vardı. Kendi kanı olup olmadığını hatırlayamıyordu. Daha önemlisi kim olduğunu bile bilmiyordu.

O sırada arkasından çatallı bir ses ile irkildi; ”Peki ya üçüncü dileğin…” Sesin sahibini bulmak için arkasını döndüğünde gözleri, kısa boylu, üzerinde bir sürü garip eşya taşıyan, yaşlı bir kadın ile karşılaştı. Adam şaşkınlığın verdiği kızgınlık ile ”Ne saçmalıyorsun, birinci ve ikinci dileğimi dilemeden nasıl üçünçüsünü dileyebilirim.” diye haykırdı. Kadın, sanki boşluğa konuşur gibi tepkisiz ”çünkü ikinci dileğin, ilk dileğinin olmamasıydı. İşte bu yüzden ne beni ne de dileklerini hatırlıyorsun” diye cevap verdi. Adam kendini köşeye sıkışmış gibi hissediyordu. ”Bu boşluğa dayanamıyorum. Kimim ben, niye burdayım, ya nereye gideceğim, bilmek istiyorum. Evet bana herşeyi hatırlat cadı, işte dileğim bu!”

Kadın peki anlamında başını hafifce sallarken eli gökyüzüne yükseldi ve garip bir kaç işaret yaparken, anlamsız sözcükler mırıldandı. Aynı anda adamın gözleri parladı. Kadın ise çoktan arkasını dönmüş, karanlıklar içinde kaybolmadan önce ”Garip, ilk dileğin de buydu” dedi.

Planescape Torment – Morte

 

 

 

 

Hikaye demek istiyor ki;
Hikayede şahıs normalde kendini boşlukta hissediyor ve ilk dilek olarak diyor ki “bana, beni tanıt. Bana, hayatı anlat.” İlk dileği gerçek olunca yani hayatı tüm gerçekliğiyle tanıyınca, bundan vazgeçiyor ve dileğini geri almak için 2. dileğini tutuyor. Ama ilk haline dönünce yine ilk baştaki gibi düşünüyor ve “bana, beni tanıt. Bana, hayatı anlat.”

Yani
İnsan kendisini hep boşlukta hisseder ve hep hayatında bazı şeylerin eksik olduğunu zanneder. Aslında ne hayatında bazı şeylerin eksik olması ne de boşlukta olması doğru değildir. Bunu tayin eden kendisidir.

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.