Melekler de İnsan

Üzerinde nur gibi parlayan harfler ile Ulu Melekler Odası ve daha küçük olarak da sadece yetkililer yazan altın gibi göz kamaştıran ama tahtaya benzeyen dev kapı gıcırdayarak açıldı. Kapının ardındaki ışık ile dışarıdaki karanlık kapışmaya başladı ve kocaman dev bir orağın metal kısmı kapıdan içeri doğru uzandı.

İçeriden tüm odayı yankılarla dolduran bir ses duyuldu Ooo, kim gelmiş; sen izinli değil miydin, Azrail?

Azrail bir şey demeden cüppesini hışım ile çıkarıp orağı ile birlikte dolaba kaldırdı. Yorgunluktan eğriyen sırtı ortaya çıkmış oldu.

Yavaş adımlar ile ona seslenmiş olan Cebrail’in yanına gidip divana çöküverdi.

Cebrail okuduğu dergiyi bir kenara atıp abi sende bir gariplik var, hem desene ne işin var burada?

Azrail öfkeli bakışlarını Cebrail’i çevirip Asyada tsunami olmuş, binlerce ölüm var, tabii bizim izinler de iptal oldu. Yıllardır yoğun tempoda çalıştığım yetmiyormuş gibi… Sitemine devam etti: İnsanların savaşları azaldı, sağlıkları artı; anca nefes aldım, zor izin kopardım zaten! Alacağı olsun Mikail’in; bilerek çıkardı bu doğa felaketini. Geçen hafta borç vermedim ya!

Cebrail sessizce dinliyordu, Azrail hep böyleydi zaten.

Azrail sordu: Sahi, nerde bu Mikail..?

Cebrail omuz silkti; Bilmem, İsrafil’e sorsana, o biliyordur.

Azrail kükremeye devam etti: Bırak yaa, ona kılım ben. Torpilli herif… yattığı yerden para kazanıyor. Neymiş, sanatçı ruhu varmış bu yüzden onu seçmişler. Dedem de öttürür brozanı… ki öttürse neyse, keyfimizi buluruz ama yok! Bence var ya, çalmasını bilmiyor o yüzden ancak kıyamette bir kere çalacak!

Cebrail dayanamadı, Yeter yahu, sen değil bu işi isteyen? Orak ile az mı hava atıyordun bize..?

Ben nerden bileyim bunların bu kadar çoğalacağını!!! O zamanlar 50 kişi ancak varlardı. Ölse ölse ne kadarı ölebilir ki diye düşünmüştüm. Ama hayvanlara bak, 5 milyarı geçtiler! Bir o kadar hızla da ölüyorlar, can mı dayanır buna! Senin olayın ise kebap tabii, konuşursun… Kaç yıldır peygamber gönderilmiyor…

Cebrail lafını keser: Orda dur bakalım, ilk zamanlar hatırlasana deli gibi çalışıyordum. Adem bir saniye beni rahat bırakmıyor, her şeyi de soruyordu: Cebrail bana yüzmeyi öğretsene, Cebrail elma insanı genç tutar diyorlar doğru mu, Cebrail bana ateş yaksana, Cebrail mavi mi yoksa yeşil gömleğimi giysem, Cebrail sence Havva’ya duygularımı açsam mı, Cebrail evrende yalnız mıyız…  

Daha da sayacaktı da Azrail tamam, tamam diye araya girdi. Cebrail de şöyle devam etti. Resmen bebek bakıcılığı yaptım, kaç yıl bu tarafa geçemedim.

Azrail devam etti. “Haklısın, sana çıkışmakla haksızlık ettim, suç senin değil ki! Hepimiz it gibi çalışıyoruz. Ne için 3 kuruş için!! Acaba sendika mı kursak..?

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.