Ucuz Fiyata, Yüksek Kalite Yalanı

Biz, müşteriler, yanlış harcama alışkanlıklarımız ile kaliteyi hedefleyen firmaları bitirdik.

O eskinin yaptığı işle gurur duyan işletmeleri artık yok.

Çünkü bizler onları cezalandırdık. Ürününün kalitesini anlatmaya çalışan adamı kazıkçı ilan edip “bak, aynısı burada yarı fiyatına” diyerek cahillikle kusurlu ürünlerin peşinden koştuk.

Çünkü bir kaç teknik veri biliyoruz diye kendimizi bilinçli kullanıcı sandık. Ve detaylarda bize yalan söyleyen ama yüzümüze gülen işletmelere paramızı yedirdik.

“Ucuz fiyata, yüksek kalite” balonlarına kandık halbuki bir şey nasıl hem ucuz hem kaliteli olur sorgulamadık. Bize satılanın aslında “ucuza yüksek kaliteli gözüken” olduğunu ancak müşterisi olduktan sonra anladık.

Ama artık çok geç, hiç bir firma riske girmek istemediği için bugün bütün firmalar “ucuza yüksek kaliteli gözüken” anlayışını benimsedi. İstesen de kaliteli hizmet almak artık çok zor, kısaca paranla rezil oluyorsun.

Mesela pizzacılar… Dominos Pizza Türk piyasasına girdiğinde orjinal formülünü kullandığı için pahalıydı sonra diğer sıradan pizzacılar ile rekabet edebilmek için artık günümüzde kırmızı et kullanmıyor, hepsi hindi salam.

Ve ya kebapcılar… Eskiden su sürahide sınırsızdı, sen sipariş vermeden lavaş ile tereyağ gelirdi. Salata ister misiniz diye sorulmaz, getirilirdi. Tabii bunlar fiyata yansır, ucuz isteyen gene salaş yerlere giderdi. Ama artık hepsi fiyat kırabilmek için yan hizmetlerden vazgeçtiler.

Ya da dil kursları… Hepsi birbirinden kötü çünkü fiyatı yükseltmeye korktuklarından hepsi öğretmenleri fazla çalıştırıp, ofise düşük maaş verip, ekipmanlara yatırım yapmıyor.

İşveren de biliyor, bir bilgi-işlemci çalıştırsa öğrencilerin şikayet ettiği bilgisayar sıkıntıları olmayacak ama bu sefer de potansiyel müşteriler “ama komşu kurs aynı hizmeti daha ucuza veriyor” diyip parayı ona yedirip, orada “bu bilgisayarlar neden hep bozuluyor” diyecekler.

İhale ile yapılan teknik işlerde de durum benzer. Müşteri şartnameyi detaylı hazırladığını sanıyor. Ama konuya işi yapan kadar hakim olması imkansız. Ve teklif veren firmalardan detayları düşünerek yüksek fiyat verenler kaybediyor.

Mesela konferans salonunuz için ses sistemi ihalesi… İstediğiniz markayı yazdınız ama ses iletim kablosu hakkında detay yazamadınız. Bu boşluğu görüp adî kablomala kullanan ihaleyi kazanacaktır. İşini hakkıyla yapmak isteyen ise fiyati şişirmekle itham edilecektir.

Böyle böyle ağzı yanan firmalar, pahalı ama kaliteli çalışmaktan vazgeçecektir.

 

Buyurun işini layığı ile yapan bir fayans ustası:

YouTube

Tesviye tabakasındaki mikro purüzleri traşlaması ve tozu süpürmesi ile başlayan video, Türkiye’de lamınat parke haricinde kullanılmayan şilteleri sermesi, kapı çerçevesini kesmesi, köşeden başlayıp “olduğu kadar” düşüncesi ile hareket etmeyip yerleşim tasarımı yapması ile devam etti.

Hepimizin takdirini topladı ama gerçek hayatta  fiyat tekliflerini karşılaştırırken bu detayları bilemeyeceğimiz için Alman ustasının 50 euro/m2 fiyatı, diğer ustanın 25 tl/m2 fiyatı altında ezilir.

Kendisini “bak ben bu fayansların altına yalıtım şiltesi de sereceğim ama 2 kat fazla yapıştırıcı gidecek, ayrıca kendinden yayılan şap ile şap hatalarını düzelteceğim, ayrıca zemin hazırlayıcı sıvı da gerekecek.” diye savunsa ne kadar inanacağız?

Yani bu Alman usta Türkiye piyasasına girmek istese, eninde sonunda o da kaliteden ödün verecektir.

Ve eskinin müşterinin bilemediği için talep edemediği noktalarda bile ona destek çıkan ustalar kayboldu. Artık geriye asgari ücret ile iki kişinin işi yaptırılan ve müşteriye gülümsemez ise fırça yiyen köleler kaldı.

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.