Hayatın Anlamı

Hayvanların yavruluk dönemlerini özlem ile anıp anmadığını ya da geleceğe kaygı ile bakıp bakmadığını bilemeyiz. Ama şu kesin ki dünyada sadece* insan geçmişiyle bütün yaşıyor. Bizi hayvanlardan ayıran en önemli özellik bence bu. Bügün doğan bir insan kendisinden önce yaşamış tüm insanların bilgi birikimi ve mirası ile yaşama başlıyor. Binlerce sene önce doğanlara da insan diyoruz ama kuşku götürmez ki yeni doğan insan öncekinden daha üstün bir canlı.
Bence yaratılışın amaçı da bu, yani hayatın anlamı 🙂 İnsan ırkı tabiri caizse yaratılmadı, hala yaratılmakta. Nasıl dünya gezegeni bir el çırpması ile değil de dikkatlice planlanmış bir bilardo vuruşu gibi dizi olaylar sonuçu bir süreç içinde yaratıldı ise insan yani en azından gerçek insan yaratımı için de yapılan vuruş devam ediyor.
Kutsal metinleri düşünün, insanın ataları (Adem&Havva) dünyaya neden gönderildi. Kusurlu oldukları ve olgunlaşmaları için. Ve bu ıslah süreçi, projenin mükemmelleştirilmesi süreçi hala sürüyor. Dünyadaki herşey insanı kusursuzlaştırmak için.
Ve bu süreçte üzerimize düşeni yapıyoruz. Edindiğimiz dersleri bir sonraki nesile aktarıyoruz. Onlar da kaldığımız yerden devam edebiliyorlar ve yeni gelişmeler ile kendi çocuklarına aktarıyorlar.
Yaşamda bize verilen görev, yaşamın amaçı en basit tabir ile neslin devamını sağlamak. Ama hayvansal bir içgüdüyle yapabildiğin kadar çok çocuk yap şeklinde değil! Neslin devamı… bir sonraki aşamaya geçebilmek için bilinç evriminden bahsediyorum.
Hayvanlar yuvalarını çocuk yapmak için kurarlar, çiftleşme mevsimi bitince de yuvalar dağılır. Çünkü amaç neslin niceliğini sürdürmektir.
İnsanlar yuvalarını çocuk yetiştirmek için kurarlar (yoksa başka bir şey miydi 🙂 Atalarından öğrendiklerini ve kendi çıkarımlarını ömürlerinin sonuna kadar çocuklarına yüklemek için uğraşırlar.
Yüzyılarca süren ve biliminsanından biliminsanına devredilen bir deney-araştırma düşleyin… Amaç ürünü kusursuzlaştırmak, olabilecek en harika şekle sokmak.
Kısacası dünyaya gönderilişimizdeki amaç hem kendi ruhumuzu ıslah etmek hem de neslimize, dünyamıza olumlu katkıda bulunmak. Biliminsanı, edebiyatçı, sanatçı olursun milyonlara ilham olursun… Öğretmen, yasa koyucu, program sunucusu olursun bilgiyi milyonlara açarsın… Ya da herkes için mümkün olan diğer seçenek, ebeveyn olup bir insan yetiştirsin.
Bence bu yüzden insanların içinde adetlerini-örflerini, deneyimlerini-kazanımlarını devam ettirebilecek bir çocuk yapma arzusu var.                                        
*Bir belgeselde fillerin fil kemiklerini diğer hayvanlarınkınden ayırıp hortumları ile okşadığını izlemiştim.
Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.