5 milyar insanın 5i de 1 mi?

Zamanında katıldığım bir konferansda* arkeolojik kazılar ile de ilgili bir oturum vardı. Konuşmacı bayan Irak işgali sırasında yağmalanan müzeleri anlatıyordu.
Elbette arkeolojinin önemini kavrayabiliyorum. Tarihi kayıtları destekleyen fiziksel kanıt oluyorlar, bizlere atalarımızın yaşam standartları ve kültürleri hakkında ışık tutuyorlar. Yani bize öğrettikleri bilgi değerli ama kendileri..? Yani kim bilir kaç kazıda kaç tane tarihi kaşık, çanak, ok başı vb çıkmıştır.
Elbette acemi bir arkeolok için onları bulmak bir heyecandır, ilk pratik kazancıdır ama yine de etraftaki müzelere hayrına birer tane dağıtmak dışında ne önemleri var?
Peki bunları neden yazdım şimdi, çünkü oturumda sunumu yapan bayan bana çok tutkulu geldi. Irak müzelerinden kaybolan ender parçalar için ben de ağıt yakarım ama konuşmacının “ah ne yazık”ları çok daha boldu.
Kendisini köpeği öldü diye gazateye ilan veren insanlara benzettim.
İlginç bir oturum oldu benim için. Arkeoloji hakkında değil ama insan yapısı hakkında. Koskoca bir profosörün böyle tabiri caiz ise histerik davranması… ufkumu açtı.
Demek ki her katmandan insanda benim asla anlayamayacağım davranışlar ile karşılasacağım. Demek ki şartsız ve yargısız sevmeyi bilmek lazım 🙂 Zaten insan mantık yerine duygusal canlı değil midir?
*Kocaeli Üniversitesi Felsefe Günleri ’07
Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.