Erasmus İlk Gün

07 Eylül Pazar, 2008

Sabah 09oo’da evden çıktım. Atatürk havalimanındaki Türk memur neyden şüphelendiyse nüfus cuzdanımm istedi, ki yurt dışına götürmek istemediğim için taşımıyordum. Bana kısa bir serzenişten sonra bir yere gidip geldi, pasaportumu evirdi, cevirdi ve sonunda çıkış mühürunu bastı. Ardından gelen arkadaşıma böyle bir şey yapmamış. Kim bilir, gidip sorduğu yerde “gerek yok” dediler belki de.

THY Paris ucaginda yabancilar da vardi ama cogunluk Turk idi diyebiliriz. Hatta onyargi ile bakarsak koylu takimi diye nitelendirebilecegimiz kisiler de vardi. Ucakta tatli olarak ikram edilen kakaolu kremsanti tatlisinin aynisinin Metz’de yemekhane de verilecegini tabii o zaman bilmiyordum 🙂

Fransiz pasaport kontrolunde hizli ilerleyen bir kuyruk vardi. Kuyrugu olusturan insanlari ikiye ayirabiliriz; bizim ucaktan inen Turkler ve bizden hemen sonra inmis olan ucaktan gelen cekik-gozluler. Bir ucak dolusu cekik arkamizda uzaniyordu… Sira bana gelince gorevli memur soyle bir bakip muhuru vurdu.

Kosusturma icinde oldugumuzdan ne Ataturk havalimanindaki ne de CDG havalimanindaki duty-free yerlerini inceleyemeden devam ettik. CDG kendi hafif metro sistemine sahip, genis alana yayilmis, uc terminalden olusan bir havalimani. Havalimaninin ucunda bulunan tren istasyonuna giderek oradan 8 euroya metro ile Paris sehir merkezine ulastik.

Gare du Nord… Iste burada biraz bocaladik. Cok katli bir istasyon… Biz ortalarda indik. Tabelalardan hicbiri yabanci biri icin aciklayici degil, sadece hat kodlari yaziyor. Ayrica tum dukkanlar kapali ve tum insanlar bir kosusturma icersinde. Merdivenler ile bavullarin birleserek verdigi sikinti ile bir yukari-bir asagi biraw gezindik. En sonunda cikisa gitmeye karar verdik, belki cikista/giriste bir danisma bulabiriz diye ki oyle oldu. Oradaki gorevli bize hat 5’e binmemiz ve Gare de L’est ‘a gitmemiz gerektigini soyledi ama sorun hat 5’in oldugu perona gelince kendini gosterdi; Istigamet bildiren bir sey yoktu. Bizde hat 5’in yon belirtigini dusunup gelen trene bindik ve diger istasyona varinca ters istigamet oldugunu anladik. Ilk istasyonda inip, karsi perona gecip yolumuza devam ettik. Bu karsi peron da o ilk peronun aynisi idi. Yani iki yone de ilerleyen hat tamamen simetrik. Aslinda metro sistemi çok basit ama yonlendirmeler metroya disaridan girdiginizde basliyor, biz havalimanindan beri zaten sistemin içinde oldugumuzdan kafamiz karisti.

Neyse, sonunda Gare de L’est ‘a ulasinca bir danisma bize yol tarifi olarak cikisi gosterdi; Anlam veremedik ama dedigini yaptik. Disari cikinca anladik ki yer ustunde de yerin altinda oldugu gibi ayni isimli baska istasyon varmis.

Gare de L’est ‘de de bilet gisesini bulabilmek icin biraz dolandik. Tabelalar aciklayici idi ama bilet gisesi olarak nasil birsey aradigimizi bilmedigimiz icin gozumuzden kacirmisiz. Giseye varinca diger tum biletler tukendigi icin Metz’e biletimizi birinci siniftan almak zorunda kaldik. Hizli tren normal tarife 20 euro, biz ise 90 euro ile birinci sinif bileti aldik.

Tren saatini beklerken sandivicciden 4,5 euroya borek ve kola aldim; Ama meger benim zeytin ezmesi sandigim sey pekmez imis 🙂

Hizli trene burada TGV diyorlar. Trende 1. sinif ile ekonomi sinifinin hicbir farki yok. Sanirim bir tek koltuklar daha rahat. ama aslinda en onemli fark; 1. sinif bilete ragbet olmadigi icin her an bilet bulabilmeniz. Yolculuk 80 dk kadar surdu.

Ilk durak Metz… Istastonda yasli bir ciften bayan bizimle sohbete basladi, kemkum Fransizcamiz ile yabanci oldugumuzu anladi ve Turk oldugumuzu anlayinca da Almanya’dan mi geldigimizi sordu. Biz de ona taksilerin yerini sorduk ve ayrildik.

Taksiye adresi verdik. Universiteye varinca hangi bina, nereye birakayim der gibisinden sorular sordu. En sonunda yurt merkez binasinda bizi indirdi. Ucret 9 euro tuttu. Arkadasim ile ben ayni anda 5er euro uzatinca ‘ ben anladim ‘ diyerek o da bize ayni anda 50ser cent verdi.

Yurt gorevlilerinden Emin isimli guzel ingilizce konusan biri yardimi ile yerlestik. Bize ilk basta dosyalarimizi bulamadiklarini soylediler ama sonra dosyalar zaten olmasi gereken yerde cikti. Sonra gece vardiyasinda ucret alamiyacaklari icin bize anahtari vermek istemediler. Aralarinda kisa bir tartismadan sonra ‘ yarin sabah mutlaka buroya ugrayin ‘ diyerek odalarimizi gosterdiler.

Yaz sirasinda basvururken tuvalati ve dus kabini kendi icersinde olan odalari secmistik ama bize ortak olan odalardan verdiler. Onun disinda bina ve odalar eski ama bir sorunu yok. Elektronik kart ile binaya giriliyor, anahtar ile de odana giriyorsun. Tek kisilik oda iki sandalye, lavabo, calisma masasi, raflar ve dolaplar disinda bir de mini buzdolabi iceriyor. Yorgan, batteniye ve yastik veriyorlar ama yastik kilifi yok. Ilginc olan tavanda guclu tek bir isik yerine odanin etrafina yayilmis zayif 3 tane isik var. Isiklari, kapiyi ve panjur ile perdeleri kapatinca icerisi tam karanlik oluyor. Yataga yattigimda pazartesi saat 01oo olmuştu.

Arkadaşlarınız ile paylaşmak ister misiniz?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.